Güvenlik 04.07.2026 7 dk okuma

Maslak Operasyonu Yapay Zekâ Destekli Dolandırıcılık Riskini Gösterdi

İstanbul Maslak’ta çağrı merkezi üzerinden Avrupa’daki kişileri hedef aldığı belirtilen uluslararası dolandırıcılık ağına operasyon düzenlendi. Bu dosya, yapay zekâ destekli sosyal mühendislik, suç gelirlerinin aklanması ve uluslararası adli iş birliği açısından dikkatle izlenmesi gereken bir güvenlik başlığıdır.

Maslak Operasyonu Yapay Zekâ Destekli Dolandırıcılık Riskini Gösterdi

İstanbul Maslak’ta faaliyet gösterdiği belirtilen bir çağrı merkezi üzerinden Avrupa’daki kişileri hedef alan uluslararası dolandırıcılık ağına yönelik operasyon düzenlendi. Haberlere göre şüpheliler, kendilerini polis, savcı, hâkim, asker veya banka görevlisi gibi tanıtarak özellikle Çekya vatandaşları ve Avrupa’da yaşayan kişileri dolandırmaya çalıştı. Anadolu Ajansı, DHA, T24 ve A Haber’de yer alan bilgilere göre soruşturma, Çekya adli makamlarından gelen uluslararası adli yardımlaşma kapsamındaki bilgi ve belgeler üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütüldü. Operasyonda 51 şüpheli gözaltına alındı. Maslak’taki iş merkezinde faaliyet gösterdiği belirtilen çağrı merkezinde 80 yabancı uyruklu kişinin bulunduğu, çok sayıda dijital materyale el konulduğu ve suç gelirlerinin banka hesapları ile kripto varlık platformları üzerinden aklanmaya çalışıldığı aktarıldı. Ben bu gelişmeyi yalnızca klasik bir telefon dolandırıcılığı operasyonu olarak görmüyorum. Burada daha geniş bir güvenlik başlığı var: yapay zekâ destekli sosyal mühendislik, sınır aşan organize suç, finansal iz sürme, dijital delil analizi ve uluslararası adli iş birliği. Arka Plan Telefon dolandırıcılığı uzun süredir güvenlik gündeminde olan bir suç tipi. Ancak son yıllarda bu alanın yapısı değişiyor. Artık yalnızca rastgele aramalarla yürütülen düşük ölçekli dolandırıcılık faaliyetlerinden değil, çağrı merkezi mantığıyla organize edilen, farklı ülkelerdeki mağdurları hedef alan, dijital araçlarla desteklenen ve suç gelirlerini finansal sistem üzerinden taşımaya çalışan yapılardan söz ediyoruz. Bu olayda dikkat çeken nokta, iddiaya göre yapay zekâ destekli yazılımların kullanılmasıdır. Kaynaklarda bu yazılımların teknik kapasitesi ayrıntılı biçimde açıklanmıyor. Bu nedenle burada “ses klonlama yapıldı”, “deepfake kullanıldı” veya “belirli bir yapay zekâ sistemi devreye sokuldu” gibi kesin ifadeler kullanmak doğru olmaz. Ancak haberlerde geçen “yapay zekâ destekli yazılımlar” ifadesi, sosyal mühendislik saldırılarının giderek daha otomasyonlu, daha ölçeklenebilir ve daha ikna edici hale gelebileceğini göstermesi bakımından önemlidir. Bir diğer önemli başlık ise suç gelirlerinin aklanmasıdır. Haberlere göre mağdurlardan elde edilen gelirlerin banka hesapları ve kripto varlık platformları üzerinden transfer edilerek aklanmaya çalışıldığı tespit edildi. Bu, olayın yalnızca çağrı merkezi ayağıyla sınırlı olmadığını; finansal hareketler, aracı hesaplar, kripto transferleri ve uluslararası para izleme süreçleriyle birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor. Aktörler ve Pozisyonlar Bu dosyada öne çıkan ilk aktör İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığıdır. Soruşturmanın başsavcılık koordinesinde yürütüldüğü, Çekya adli makamlarından gelen bilgi ve belgeler doğrultusunda operasyon sürecinin başlatıldığı aktarılıyor. İkinci aktör Çekya adli makamlarıdır. Haberlere göre süreç, Çekya tarafından iletilen uluslararası adli yardımlaşma kapsamındaki bilgiler üzerine ilerledi. Bu detay, siber ve dijital destekli dolandırıcılık dosyalarında uluslararası iş birliğinin ne kadar kritik hale geldiğini gösteriyor. Üçüncü aktör güvenlik birimleridir. Teknik ve fiziki takip sonucunda İstanbul’da üç ayrı adrese eş zamanlı operasyon düzenlendiği, çok sayıda dijital materyale incelenmek üzere el konulduğu belirtiliyor. Dijital materyaller üzerindeki inceleme, dosyanın teknik boyutunu ortaya çıkarma açısından belirleyici olacaktır. Dördüncü aktör ise dolandırıcılık ağı içinde yer aldığı iddia edilen şüphelilerdir. Haberlerde bu yapının Maslak’taki bir iş merkezinde çağrı merkezi görünümü altında faaliyet yürüttüğü, herhangi bir kurumsal görünürlük oluşturmadan operasyonel gizlilik sağlamaya çalıştığı aktarılıyor. Stratejik Önemi Bu olayın stratejik önemini üç başlıkta değerlendiriyorum. Birincisi, yapay zekâ destekli sosyal mühendislik riskidir. Sosyal mühendislik saldırılarında temel hedef, insanın karar alma sürecini manipüle etmektir. Eğer bu süreç yapay zekâ destekli yazılımlar, hazır senaryolar, otomasyon araçları ve çok dilli arama altyapılarıyla birleşirse, saldırıların ölçeği ve inandırıcılığı artabilir. Bu durum yalnızca bireysel mağdurları değil, şirketleri, kamu kurumlarını ve finansal kuruluşları da ilgilendirir. İkincisi, Türkiye’nin suç ağları tarafından operasyon merkezi olarak kullanılma riskidir. Maslak gibi kurumsal ofislerin yoğun olduğu bir bölgede çağrı merkezi görünümüyle faaliyet yürütüldüğü iddiası, ticari mekânların kötüye kullanımına dair önemli bir uyarıdır. Burada mesele sadece bir ofisin basılması değildir. Asıl mesele, organize suç yapılarını tespit edecek ticari denetim, finansal izleme, dijital takip ve uluslararası bilgi paylaşımı mekanizmalarının ne kadar etkili çalıştığıdır. Üçüncüsü, suç gelirlerinin aklanmasıdır. Banka hesapları ve kripto varlık platformları üzerinden para transferi iddiası, bu tür dosyaların artık yalnızca “dolandırıcılık” olarak değil, finansal güvenlik meselesi olarak da ele alınması gerektiğini gösteriyor. Kripto varlıklar tek başına suç aracı değildir; ancak hızlı transfer, sınır aşan hareket ve iz sürme zorlukları nedeniyle organize suç yapıları tarafından kötüye kullanılabilir.